| Geceleyin Gömülmek geceye. Bazen düşüncelere dalmak için baş eğilir ya, tipkı onun gibi, dupedüz gömülmüş olmak geceye. Dört bir yanda insanlar uyumaktadır. Ufak bir oyunculuk, masum bir kendini aldatış, sanki evlerde uyumaktadırlar, sağlam yataklarda sağlam çatılar altında, döşekler üzerinde boylu boyunca uzanmış ya da kıvrılip büzülmüş, çarşaflar üzerinde, yorganlar altında; gerçekte bir araya gelmişlerdir, o bir vakitler ve sonraları olduğu gibi çöl bir yerde, açıkta bir konak, sayılamayacak kadar insan, bir önder, bir kavım, soğuk bir gök altında, soğuk topraklar üzerinde, önce ayakta, şimdi savrulmuş yerlere, alınlar kollara bastırılmış, yüzler yerlere doğru, sakin soluyarak. Ve sen uyanık durursun, nöbetçilerden birisin, yanıbaşındaki çalı çırpı yığınından yanan bir odun parçasını sallayarak sana en yakın kişiyi bulursun. Neden uyanıksın? Birinin uyumaması gerekiyor işte. Birinin nöbette beklemesi gerekiyor. ● ● ● At Night Deeply lost in the night. Just as one sometimes lowers one's head to reflect, thus to be utterly lost in the night. All around people are asleep. It's just play acting, an innocent self-deception, that they sleep in houses, in safe beds, under a safe roof, stretched out or curled up on mattresses, in sheets, under blankets; in reality they have flocked together as they had once upon a time and again later in a deserted region, a camp in the open, a countless number of men, an army, a people, under a cold sky on cold earth, collapsed where once they had stood, forehead pressed on the arm, face to the ground, breathing quietly. And you are watching, are one of the watchmen, you find the next one by brandishing a burning stick from the brushwood pile beside you. Why are you watching? Someone must watch, it is said. Someone must be there. ● ● ● Nachts Versunken in die Nacht. So wie man manchmal den Kopf senkt, um nachzudenken, so ganz versunken sein in die Nacht. Ringsum schlafen die Menschen. Eine kleine Schauspielerei, eine unschuldige Selbsttäuschung, daß sie in Häusern schlafen, in festen Betten, unter festem Dach, ausgestreckt oder geduckt auf Matratzen, in Tüchern, unter Decken, in Wirklichkeit haben sie sich zusammengefunden wie damals einmal und wie später in wüster Gegend, ein Lager im Freien, eine unübersehbare Zahl Menschen, ein Heer, ein Volk, unter kaltem Himmel auf kalter Erde, hingeworfen wo man früher stand, die Stirn auf den Arm gedrückt, das Gesicht gegen den Boden hin, ruhig atmend. Und du wachst, bist einer der Wächter, findest den nächsten durch Schwenken des brennenden Holzes aus dem Reisighaufen neben dir. Warum wachst du? Einer muß wachen, heißt es. Einer muß da sein. Franz Kafka - 1922 |
--
Rhino
--
Yisa! Varda! Alesta!
Hayalbaz, kalembaz, yanlış çağda yaşayan, uyuyan ama büyümeyen adam...
--
Yisa! Varda! Alesta!
Hayalbaz, kalembaz, yanlış çağda yaşayan, uyuyan ama büyümeyen adam...
--
Yağmur yağsa da denizi taşıramaz, denizler ne kadar buharlaşsa da kaybolmaz; ama deniz her canlıya gerektiğinde huzur, gerektiğinde korku verir.
Previous Page12345...Next Page